Notalar Arasında Kadın: Müzik Endüstrisinde Cam Tavan

NOTALAR ARASINDA KADIN: MÜZİK ENDÜSTRİSİNDE CAM TAVAN[1]

Yiğitcan Çankaya[2]

Günümüzde kadınların özellikle toplumsal cinsiyet rolü temelli olarak uğradığı ayrımcılığın çalışma hayatında sektörel bazda çoğu alanda oldukça azaldığını ve cinsiyetçi dezavantajlar ile kapitalist ataerkil sömürünün yarattığı mağduriyetin önlenmeye çalışıldığını görmekteyiz. Çalışma hayatının içerisinde bulunan sayısız sektörde yaşanan gelişmeler bir yana, müzik endüstrisinde, özellikle rock ve pop türlerinde (zira klasik müzik gibi farklı fraksiyonlarda böyle bir sorunla sıklıkla karşılaşılmamaktadır) kadınların uğradığı ayrımcılık, bunun belli başlı sebepleri ve genel olarak kadınların müzik endüstrisindeki yeri incelenme gereği duymaktadır. Müzik Atölyesi, bu konuyu seçerek atölye çalışmasında uzun süredir birçok sanatçıyı rahatsız eden ve güncel olarak da birtakım vesilelerle gündeme getirilmiş olan ve pek de sıradan olmayan bu konuya bir ışık tutmayı amaçlamaktadır.

Ayrımcılığa Uğranılan Başlıca Alanlar

Müzik endüstrisinde birçok kalıp yargının ve ön yargının var olduğu açıkça görülebilmektedir. Bu durum kendisini şarkı sözlerinde, şarkıların videolarında ve yapılan her türlü PR çalışmasında gösterir. Özellikle kadınlar üzerinden şarkı, video ve sözlerinde gördüğümüz metalaştırma ve kadının müziğin pazarlanmasında bir obje hâline getirilmesi ataerkil kapitalizmin oldukça sert bir şekilde uygulandığı bir alan olarak müzik endüstrisinde yansımasını bulur. Kadınların müzik endüstrisine katılımı ve hiyerarşik düzeyi genellikle bir pazarlama tekniği olarak kullanılmaktan öte gitmemektedir. Sanatçı-şirket ilişkisinde şirket her zaman erilliği kullanıyor ve elbette bir tüzel kişinin cinsiyetinden söz edilemeyecek olsa da, bu şirketlerin işletmelerinde çalışanların tutumları kadını her zaman pazara gerçek katılımdan dışlamaktadır. Bu durum kendisini çok yakın geçmişte göstermekteydi; kadınlar şirketlerde şirket patronunun ona tavsiyeler veren eşi yahut sekreteri olmaktan öte gidemiyordu. Öyle ki, müzik endüstrisindede kadınların yeri öylesine rastgele ve spontandı ki kadınların gizli yedek iş gücü olduğu rahatlıkla söylenebilirdi.[3] Mevcut durumda ise kadınlara atfedilen bu roller varlığını yavaş yavaş yitirmekteyse de yönetim kademelerinde yer almada veya sanatçı olarak kabul edilmede birçok temelden kadının ayrımcılığa uğradığı ortadadır.

Müzik endüstrisi şaşırtıcı bir şekilde kadına yönelik ayrımcılığın toplumsal olarak neredeyse kabullenildiği bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu alanda kadına yönelen her türlü ayrımcılık artık öylesine kanıksanmıştır ki fark edilmez dahi. Kimse üçüncü bir göz olarak bu durumun toplum ve en azından ekonomi için bir sorun teşkil ettiğinin farkına varmamaktadır. Kadınlar bir müzik grubu üyeliğinden teknolojik yardım alınan ses mühendisi veya yapımcı olmaya, sanatçı menajerliğinden tur organizasyonlarına kadar birçok alanda bariz bi ayrımcılığa uğramaktadır. Bazı hâllede işe alımın dahi yaş ve cinsiyet kriter gözetilerek yapıldığı görülmektedir, ki bu elbette Türk hukukunda Anayasa md. 10’a ve İş Kanunu md. 4’e aykırılık teşkil etmektedir.

Müzik Endüstrisinde Cam Tavanın Başlıca Sebepleri

Hegemonik Bakış Açısı

Kadınların müzik endüstrisinde uğradığı ayrımcılığın temel sebeplerinden birisi hegemonik bakış açısıdır. Kadınların cinsiyete bağlı işgücü eşitsizliği nedeni ile kendi emek güçleri üzerinde, erkeklere göre daha az söz sahibi oldukları, çalışma fırsatı bulurlarsa da çalışacakları işlerin daha çok hakim sistem tarafından belirlendiği söylenebilir. İşte bu de hegemonik bakış açısını ifade eder.[4]

Hegemonik bakış açısı kendisini rock ve pop endüstrisinde farklı göstermektedir. Rock türünde kadınlar daha ilk başta sanatçı olarak dahi kabul edilmemekte, kadın rockçı olgusunun üstü bir şekilde erkek hegemonyası tarafından örtülmek istenmektedir. Popta ise kadınlar her ne kadar genellikle pazarlama aracı olsa da sanatçı olarak dikkate alınmakta ancak bu sefer yönetimde üst kademelerde yer alamamaktadır. Rock endüstrisinde de kadınların yönetim kademeleri açısından sorunlarla karşılaştığını ayrıca belirtmeye gerek dahi yoktur.

Hegemonik bakış açısını destekleyen iki unsurun üzerinde durulması gerekir. Bunlardan ilki Groupie olgusudur. Groupie olarak tanımlanan kadınlar stereotipik olarak genç, rock müzisyenleriyle veya sektörle ilgili kişilerle cinsel veya romantik ilişkiye girerek kendisine belli bir statü elde etmeye çalışan ve her daim arka planda olan çıkarcı kişiler olarak profil edilmektedir.[5] Bakılacak olursa, medya da bu tiplemeyi desteklemekte ve bu olgu film, dizi veya şarkılarda yerini bulmakta, dolayısıyla da toplumun hafızasına kazınmaya başlamaktadır. Bu tiplemenin müzik yerine parayı ve kazandırdıklarını önemsiyor olduğu imajının bıraktığı leke, belki de komik bir şekilde gerçek hayatta yerini almaktadır. Halbuki daha ilk başta bu tiplemenin ortaya çıkmasının sebebi zaten kadın-erkek arasındaki heteronormatif hegemonik ilişkinin kendisidir. Bu tiplemeyi doğuran kadın profili, aslında buna itilmiş bir kadın profilidir. Mevcut sorunun nedenini araştırmaktan ve çözüm odaklı olmaktan uzak olan endüstri, kadını ikinci kez mağdur etme gayretindedir.

Nepotizm

Üstünde durulması gereken ikinci unsur Nepotizm’dir. Nepotizm, aile, eş-dost kayırma şeklinde kısaca tanımlanabilecek bir olgudur. Nepotizm de kadınların endüstride kazandıkları konumu aslında hak etmedikleri düşüncesini besleyen olgulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Akrabalığa dayanan bu statü kazanımı bazı kadınların bu yolla elde ettikleri statünün getireceği başarıya leke sürmektedir.[6]

Toplumsal Cinsiyet Rolleri

Hegemonik bakış açısı ve nepotizm unsurlarının yanısıra, kadınlar, rock ve pop endüstrisinde ilkel kadın işi-erkek işi ayrımına da takılmaktadırlar, ki bu ayrımın yapılmasının temelindeki en büyük etken de toplumsal cinsiyet rolleridir. Bazı feminist akımlar -örneğin radikal feminizm- kavramların ve buna bağlı olarak ön kabullerin ve anlamların da aslında erkek egemenliğinin bir göstergesi olduğunu ve toplumsal cinsiyetin kadınlar aleyhine olmak üzere kurgulanmasına hizmet ettiğini ileri sürmekteyse de, toplumsal cinsiyet rollerinin mevcut durumda teorik olmaktan ziyade pratik bir etkisi bulunmaktadır. Kadın ve erkeğe çizilen bu sınırlamalar her iki cinsiyetten bireylerin de istedikleri kültürel, sosyal ve ekonomik hayatı izlemelerine engel olmaktan, yani kısacası hak ihlallerine yol açmaktan başka hiçbir amaca hizmet etmemektedir. Kadınlar müzikte bu kalıp ve ön yargılara takılmadan birey olarak özgürce hareket edememekte, üretememekte veya yönetememektedir.

Kalıp yargılar varlığını sürdürdükçe endüstride emeği ve ürünüyle var olmaya çalışan kadınlar “Groupie” veya “Nepotic” yaftasıyla doğrudan ayrımcılığa uğramaktadır. Bu nedenle de esasen fotoğrafçı, gazeteci gibi gizli kimliklerle kendilerine ileriki hedefleri için bir yer bulmak zorunda kalmaktadır. Bu koşullarda kadınlar, mağdur olarak görülmek bir yana, davranışlarından ötürü eleştiriye uğramakta ve bu tür sebep ve davranışlar, buna sebep olarak ataerkil motif eleştirilmesi gerekirken kadınların endüstride yer alamayışlarına gerekçe olarak gösterilmek istenmektedir. Bu da neticeten kadınlar içn cam tavan engeli yaratmaktadır.

Piyasada bir şirketin yönetim kademelerinde ilerlemek isteyen ya da sanatçı olarak şirketle anlaşma yapmak isteyen kadınların ödün vermez bir şekilde profesyonel bir tavra ve “sunum”a sahip olmaları gerekmektedir; asi hâlde birçok kaynaktan eleştiri almaktadırlar. Halbuki erkekler için bu kriter böylesine sıkı bir şekilde aranmamakta ve denetlenmemektedir. Bu profesyonel görünüm kişinin bulunduğu konuma göre değişmekte ancak heteronormatif algının baskınlığı baki kalmaktadır. Örnek vermek gerekirse, piyasaya yeni çıkmak isteyen sıradan bir kadın pop sanatçısının kısa etek, crop-top bluz, topuklu ayakkabı gibi “pop star item”larını yanından eksik etmemesi gerekmektedir.

Yönetim Kademelerinde Uğranılan Cam Tavan Bakımından ABD Örneği

Endüstride yönetim kademelerinde durumun ne olduğunu tespit edebilmek için ABD örneği üzerinden hareket etmek yanlış olmaz. ABD’nin seçilmesinin nedeni, ülke piyasasının küreselleşerek ve inanılmaz derecede büyüyerek dünya müzik piyasasının kalbi hâline gelmesidir. ABD’de tüm nüfusta kadınların erkeklere oranı yaklaşık olarak %51’e %49’dur.[7] Bu oran çalışan işgücünde %47’ye %53 olarak yansımasını bulmaktadır.[8] Müzik endüstrisinde çalışan işgücünde kadın-erkek oranının tespit edilmesi esasen oldukça güçtür, zira endüstride yer alan farklı çalışma alanlarının tamamının incelenmesini gerektirir. Örneğin: yayım şirketi, sanatçı menajerliği, organizasyon şirketleri. Ancak bu tür şirketlere ilişkin net veriler elde edilememektedir, zira bu şirketler genelde sadece müzik endüstrisinde faaliyet göstermeyen, daha büyük bir şemsiye şirket altında çalışmakta ve kendilerine özgü insan kaynakları ve istatistiksel verileri bulunmamaktadır. Örneğin: Ford, IBM. Bununla birlikte, yapılan incelemelerin çoğu hiyerarşik basamaklarda yukarı çıkıldıkça erkek çalışan sayısının ezici bir şekilde arttığını göstermektedir. 2000 yılı Recording Industry Sourcebook verilerine göre müzik piyasasında 73 orta ve üst düzey yöneticiden sadece 3’ü, yani %4’ü kadındır. Yönetim kademelerinin dışında ses mühendisiliği ve yapımcılık gibi teknik mesleklerde ise bu oran %8,5’tir.

Piyasada bu tür düşük oranların yer almasının sebebi olarak evlilik ve çocuk gibi temelsiz ve kendisinin eleştirilmesi gereken gerekçeler gösterilmeye çalışılmaktadır. Halbuki yapılan çalışmalar gösterdiği üzere kadınların %60’ı, doğumdan sonra en çok 6 ay içinde; %25’i ise ilk iki hafta içinde çalışmaya tamamen dönmektedir.[9] Bu nedenle bu argümana katılmak mümkün değildir ve sorunun tamamen toplumsal cinsiyet ve az önce bahsedilen stereotipleştirme, nepotizm, hegemonik bakış açısı ve ön yargı kaynaklı olduğu ortadadır.

Müzik endüstrisinin kendine özgü özellikleri ve dinamiği da dikkate alınacak olursa, bu ayrımcılık ve hak ihlali temelini yaratan her unsurun toplumun hafızasından silinmesi ve pozitif ayrımcılığa varacak önlemlerin alınması, ekonomik ve sosyal hayatını müzik endüstrisi üzerinden tanımlamak isteyen kadınların kendini gerçekleştirmesini sağlamak için elzemdir.

*** Bu yazı kapsamında dinleyiniz: Lady Gaga- Till it happens to you

 

[1] Bu makale, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Üniversite ve Kadın Dostu Kampüs” projesi tarafından KASAUM adına 8 Mart 2016 günü Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Orhan Zaim Konferans Salonu’nda 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla gerçekleştirilen Kadınlar El Ele Şenliği kapsamında sunulmuştur.

[2] Yiğitcan Çankaya, Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4. sınıf öğrencisi, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Üniversite ve Kadın Dostu Kampüs” projesinde araştırmacı, Hukuk ve Sanat Topluluğu üyesi.

[3] http://christineosazuwa.com/portfolio/gender-inequality-in-the-rock-pop-music-industry-breaking-the-glass-ceiling/  Son Erişim Tarihi: 17 Mayıs 2016

[4] Caputi, J. (2003). Everyday Pornography. In G. Dines, & J. Humez, Gender, Race, and Class in Media: A Text Reader (pp. 61-66). Thousand Oaks: SAGE Publishers

[5] Lull, J. (2003). Hegemony. In G. Dines, & J. Humez, Gender, Race, and Class in Media: A Text Reader (pp. 61-66). Thousand Oaks: SAGE Publishers

[7] http://data.worldbank.org/indicator/SP.POP.TOTL.FE.ZS Son Erişim Tarihi: 17 Mayıs 2016

[8] https://www.dol.gov/wb/factsheets/qf-laborforce-10.htm Son Erişim Tarihi: 17 Mayıs 2016